ANKARA
Diğer Şehirleri Gör
SON DAKİKA

Anasayfa > İçimizden Biri > ATATÜRK’ÜN 79. ÖLÜM YILDÖNÜMÜ

ATATÜRK’ÜN 79. ÖLÜM YILDÖNÜMÜ
Son Güncellenme : 12 Kas 2017 17:47

Atatürk’ün 79.  ölüm yıl dönümünde, hastanemizin bahçesinde toplanıyoruz. Geçen yıla göre biraz daha kalabalığız. Dokuzu beş geçeyi beklerken: “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” sözünün yazıldığı anıtın kaldırılması ve yerine hiçbir şey yapılmamasını konuşuyoruz… Getirmiş olduğu ilkelerin, yeniliklerin, düşüncelerin ve ortaya koyduğu eserlerin bir bir yok olmasının endişelerini birlikte paylaşıyoruz… Bu duruma nasıl ve neden getirildiğimizi, “İzindeyiz” diyen bizlerin neden ses çıkaramadığımızı ve bir araya gelemediğimizi sorguluyoruz… Törenlerde O’nu çok sevdiğimizi söylüyoruz ama kazanımlarının, cumhuriyetin değerlerinin yavaş yavaş elden gitmesinin de hüznünü birlikte yaşıyoruz…

 

Sirenler çalmaya başlıyor,  geçmişi, gelecek ile bütünleştiren bu güzel insanı beyaz önlüklerimizle bir kez daha anıyoruz… Öğrenciler, memurlar, işçiler, doktorlar, hemşireler, hasta ve hasta yakınları hepimiz bir aradayız. Ölümünden bunca yıl geçmesine rağmen bu anıtın önünde yine bizi bütünleştirdiğine şahit oluyoruz. Sadece bizi değil, Türkiye’nin bütün şehirlerinde Atatürk’ün cansız olmadığını, geçmişte kalmadığını ve gücümüz olduğunu anlayışsız, duygusuz kişilere bir dakika da olsa durarak haykırıyoruz…

 

Bayraklar yarıya iniyor. İçimde Atatürk’ün konuşmaları ve sözleri var. İnsanın güçlendiği bazı anlar vardır ya o anın içerisindeyim. Samsun’dan başlatılan mücadele, Amasya’da, Sivas’ta ve Erzurum’da alınan kararlar, 30 Ağustos’ta kazanılan zaferi,  hepsini yeniden hissediyorum.  O dönem kadınıyla, yaşlısı ve genciyle verilen mücadeleye katılanlara minnettarlığımı ifade ediyorum. Az bir zamanda, acı siren seslerinin arasında, derinleştikçe derinleşiyorum. Kıymetini bilemediğimiz devrimleri aklıma getiriyorum. Hiçbir zaman eskimeyecek olan anıları yeniden yaşatıyorum…

 

Tören bitiyor. Atatürk’ün bir sözü aklıma geliyor. Odama gidip,  ölümünden bir yıl önce söylediği şu sözleri yeniden okuyorum: “Büyük davamız en uygar ve en zengin bir ulus olarak varlığımızı yükseltmektir. Bu, yalnız kurumlarında değil, düşüncelerinde de köklü bir devrim yapmış olan büyük Türk ulusunun dinamik ülküsüdür. Bu ülküyü kısa zamanda kavramak için düşünce ve eylemi bir arada yürütmek zorundayız. Bu yolda başarı, ancak sürekli bir planda ve rasyonel çalışmayla gerçekleştirilebilir. Bu nedenle okuma yazma bilmeyen tek bir yurttaş bırakmamak, yurdun büyük kalkınma savaşının ve yeni çatısının elamanlarını yetiştirmek, memleket davalarının ideolojisini anlayacak, anlatacak, kuşaktan kuşağa yaşatacak bireyleri ve kurumları yaratmak, bu önemli ilkeleri en kısa zamanda gerçekleştirmek Milli Eğitim Bakanlığı’nın üzerine aldığı büyük ve ağır zorunluktadır.”

 

Bu sözün üzerinden seksen yıl geçmiş.  Bugünkü durum istediği gibi değil. Ülkemiz bilgisizlik içinde.  Hala okuma yazma bilmeyenlerimiz, “Eğitim kültürde ve sanatta başarılı olamadık “diyen yöneticilerimiz var.  Bilinçsiz kalabalıkların çoğalmasına ve toplumsal düzenimizin giderek bozulmasına neden olan Atatürkçü geçinen insanlarımız var.  Bir ulusun kaderini değiştiren, toplumu canlandıran ve devrimleri ile var olmamıza katkı sunan bu kişiye ne kadar saldırılar olsa da güçleri yetmeyecektir. Yeter ki Atatürkçülüğü iyi anlayalım ve tarihimizi iyi bilelim…

Bülent KAYA

Sosyal Hizmet Uzmanı

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Yorum Yap

Kod Eşlem * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Vizyonda neler var?

Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir
ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.