ANKARA
Diğer Şehirleri Gör
SON DAKİKA

Anasayfa > İçimizden Biri > BENİM ZENGİNLİĞİM…

BENİM ZENGİNLİĞİM…
Son Güncellenme : 01 Nis 2017 11:52

Can Yücel, zenginliği ne güzel anlatmış;  “Zenginlik, sabahları simit yiyebilmektir.       Merdivenleri yardımsız çıkabilmektir.  Güzel günleri bekleyebilmektir.    Kendine inanabilmektir.  Zenginlik, varlığından mutluluk duyduğun her şeydir…”   Nasıl bir duygu yoğunluğu ve derinliği içindeki beş cümle ile bizlere  “zenginliği” sıralayıvermiş… Her cümlenin ayrı bir anlamı var… Hepsi güzel tatlar, manalar, duyarlılıklar ve çağrışımlar yaratmakta…  Tabii çıkarılabilirse!

Son yıllarda çoğunluğumuza dayatılan ya da verilen; kızgınlık, kaygı, nefret, çekememezlik ve iletişimsizlik açısından zenginiz… Bizlere bu pis zenginliği, tuzağı ve iç çatışmayı reva görenler gittikçe maddi açıdan zenginleşirken bizler ise giderek bağımlı hale getiriliyoruz… Dünya hızla ilerlerken, dini kullananlar tarafından biz bu ahengin dışına doğru hızla itiliyoruz…

İtaatin, çıkarın, korkunun ve hırsın kol gezdiği bir dönemde köreltilmiş zihinler şiirin sözlerindeki zenginliği anlayabilirler mi?

Para kazandıkça yaşadığı insanlardan kopan, doğal ortamını bitiren, hırsla para biriktirip kendine ve yaşadığı yere yabancılaşan biri,  çocukken yediği veya paylaştığı simidin mutluluğunu yeniden bulabilir mi?

Rahatsızlığa sürekli alıştırılan, acımasızlaştırılan, katılaştırılan insanımız, şairin dediği gibi güzel günleri bekleyebilir mi?  Ya da gücü sürekli elinden alınan veya teslim eden insanımız kendine güvenebilir mi? Mutluluk duyabilir mi? Esaretten kurtulabilir mi?

Öyle çok sorular var ki!

Zenginlik, önce bu sorulara cevap bulmakla, görmekle, bilinçlenmekle ve harekete geçmekle başlar. Sonra da kızgınlıktan, nefretten ve ön yargılardan uzaklaşarak güzel duygular istemekle devam eder… Uyutulma politikasından kendini kurtarır…

Zenginlik yol, köprü, hızlı tren veya binalar değildir… İyi giyinmek, iyi şeyler yemek veya iyi eşyalar almak değildir… Dürüstlüktür, akıldır, sevgidir, alçakgönüllülüktür ve bunları toplumun geneline yayabilmektir… İç güzelliğinin dışa yansımasıdır… Her şeyden önemlisi özgür olabilmektir…

Zenginlik, sorunların artmasına izin vermemektir.  Bilgi birikimiyle, araştırmayla, gözlemle ve sorumluluk almakla üstesinden gelebilmektir… Yararlı olabilmektir. İyi şeyler yapabilmektir… Umuda, sevgiye, dostluğa, güvene, paylaşıma ve dayanışmaya 老虎证券 açık olabilmektir… Her şeyi net olarak görebilmektir… Hayat için gerekli enerjiye ve cesarete sahip olabilmektir. Birilerini takip etmeyi bırakıp kendin olabilmektir… Haklarını savunabilmektir… Atatürk’ün yaşadığı şu kısa öyküyü iyi anlayabilmektir;

Atatürk, Sofya’da bir pastaneye gider. O an bohçası yanında bir köylü gelir. Garsondan kek ve süt ister. Garson isteklerini veremeyeceğini ve ayrılması gerektiğini söyler. Köylü direnir; “Senin sattığın sütü ve kekin ununu ben üretiyorum. Hayır, çıkmıyorum” der. Köylünün istedikleri masasına gelir. Atatürk olanları izler. Not defterine şunları yazar; “Bir gün benim köylümde bu köylü gibi olursa millet olduk demektir.” der ve şu sözü ekler;  “ Köylü milletin efendisidir.”

Benim zenginliğim CUMHURİYETTİR…

Bülent KAYA

Sosyal Hizmet Uzmanı

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Yorum Yap

Kod Eşlem * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Vizyonda neler var?

Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir
ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.