ANKARA
Diğer Şehirleri Gör
SON DAKİKA

Anasayfa > Hukuk Köşesi > Büyük Davalar(3) Pınar Selek Davası

Son Güncellenme : 31 Oca 2013 22:04

kemalakkurt

Günümüz Türkiyesi’nde “adli hata” içeren davalardan en önemlisi, “Pınar Selek Davası”dır. Bu dava ile Hukuk Fakültesi’nde öğrendiğimiz hukuk ve yasa maddelerinin ne kadar önemsizleşebileceğini, evrensel hukukun nasıl ayaklar altına alınabileceğini görüyoruz. Adalet alanında iki yüzyıldır verilen mücadelelerin, nasıl yerle bir edildiğini içimiz acıyarak izliyoruz.

Pınar Selek, bir sosyologdur. Aydın duyarlılığı ile, ülkemizin hâlâ tabu sayılan sorunları üzerine araştırmalar yapan, muhalif, ancak şiddete karşı, barışçıl bir araştırmacı-yazardır. Yaptığı araştırmalar ve çalışmalar nedeniyle sık sık gözaltına alınmış, sorgulanmıştır.

Bundan 15 yıl önce, 1998 yılında, yine yaptığı sosyolojik bir araştırma nedeniyle gözaltına alınır. Kimlerle görüştüğü, bu araştırmayı ne için yaptığı sorulur. Çalışmaları nedeniyle stars tutuklanır. İstanbul’un tanınmış ceza avukatlarından babası Alp Selek, tutukluluğuna itiraz ile uğraşırken, televizyonlardan o günlerde yaşanan Mısır Çarşısı patlamasının sanığı wholesale nba jerseys olarak Pınar’ın tutuklandığını öğrenirler. Pınar ve aile şok yaşarlar. Çünkü gözaltına alınırken ve sorgusunda Mısır Çarşısı patlamasıyla ilgili hiçbir soru sorulmaz. Pınar da muhtemelen Mısır MARCHING Çarşısı patlamasından televizyonlardan haberdar olmuştur. Şiddete karşı duruşuyla tanınan Pınar Selek’in bomba atmasını iddia etmek, karşı olduğu şeylerle suçlamak; dindar bir kişiyi dinsizlikle suçlamak gibi olmuştur.

Yargılama sırasında öğrenilir ki, bir gizli tanığın emniyetteki ifadesi ile Pınar Selek Mısır Çarşısı patlaması ile ilişkilendirilir. Aynı gizli tanık, wholesale mlb jerseys mahkemede kendisine emniyette işkence ile o ifadesinin imzalattırıldığını, Pınar Selek’i tanımadığını söyler. Bu arada birisi ODTÜ’den olmak üzere, konunun uzmanı profesörlerden ?leti?im alınan üç bilirkişi kurulu raporu ile, Mısır Çarşısı patlamasının bombalama ile değil, çarşı içindeki bir fırındaki tüpgaz patlaması sonucu olduğu sabit olur. Pınar da tahliye edilir.

Bu arada yargılama devam ederken, Pınar Selek’in tahliyesinden 2,5 yıl sonra, dosyaya İçişleri Bakanlığı kanalıyla bir dosya sokulur. Tarihsiz ve imzasız bu dosyada emniyet, “kendilerine verilen G?zlerimiz bilgilere göre, Mısır Çarşısı patlaması tüpgaz nedeniyle değil, bomba sonucu olmuştur” şeklinde bir rapor ??ng sunar. Mahkeme, elbette bilim insanlarından alınan, patlamanın tüpgaz sonucu olduğuna dair üç ayrı rapora itibar ederek Pınar Selek’in beraatine kara verir.

Yargılamayı Your yapan mahkeme, tam üç kez Pınar Selek’in beraatine karar verir. Her beraat wholesale jerseys kararını temyiz eden savcı, nedense olayın asıl faili olarak yargılanıp beraat eden gizli tanıkla ilgili kararı temyiz etmez. Çünkü hedefte Pınar Selek vardır.

Yargıtay’ın son bozma kararından sonra, Yargıtay C.Başsavcısı olağanüstü itiraz yoluna gider. Patlamanın bomba değil, tüpgaz patlaması sonucu olduğunun sabit olduğunu belirtir.

Mahkeme, üçüncü beraat kararını verdikten sonra, dosya Yargıtay C.Başsavcısı’nın itirazı sonucu mahkemeye geldiğinde, hâlâ beraat kararı geçerlidir. Çünkü mahkeme bu aşamada kendi verdiği kararın temyiz incelemesini yapamaz. Önceki um direnme kararı sonucu, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gitmesi gerekiyordu. Ceza Genel Kurulu kararı onarsa, beraat kararı kesinleşirdi. Yok eğer esastan bozarsa; mahkeme bu bozmaya uyabilirdi. Ancak İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, Türkiye’de ve Dünya’da emsali olmayan bir şey yaptı. Mahkeme Başkanı raporlu ve bir üye izinli iken, dosyanın öncesini ve cheap mlb jerseys yargılama aşamalarını bilmeyen bir başkan ve bir üye görevlendirilerek, birkaç saatlik bir cheap mlb jerseys toplantı yapılır. Mahkeme, kendi verdiği beraat kararını geri alarak, Pınar Selek’in ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edildiğini avukatlara bildirir. Avukatların önündeki monitörlerden anlaşılır ki, karar çok önceden verilmiş, yazılmıştır. Oysa genel uygulama; özellikle böyle önemli ve kapsamlı dosyalara geçici olarak bakan hakimler, sadece rutin işlemleri yaparlar. Esas kararı mahkemenin kendi başkan ve üyelerine bırakırlar. Bu konuda da uygulama ve teamülün dışına çıkılmış, alelacele Pınar Selek’in mahkûmiyetine karar verilmiştir.

Bir hocamızın dediği gibi, “Yargının adalete böyle bir darbe vurduğu duyulmamıştır. Canilerden kaçarak devlete sığınılır. Cürüm işleyen devletse; ondan kaçarak yargıya sığınılır. Şimdi insanlar nereye kaçacaklar?”…

Türkiye, düşünen, araştıran, sorgulayan sınırlı sayıdaki “büyük insanlar”ını harcamaktan vazgeçmelidir. İnsan hakları çağı olarak da anılan 21. yüzyılda bunlarla uğraşmak, “ayıptır, günahtır, zulümdür”…

(kemalakkurt@hotmail.com)

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Yorum Yap

Kod Eşlem * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Vizyonda neler var?

Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir
ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.