ANKARA
Diğer Şehirleri Gör
SON DAKİKA

Anasayfa > Hukuk Köşesi > ÇİVİSİ ÇIKMIŞ DÜNYA

ÇİVİSİ ÇIKMIŞ DÜNYA
Son Güncellenme : 24 Mar 2017 13:05

avukat-kemal-akkurt

Daha çok yazdığı tarihsel romanlarından tanıdığımız Amin Maalouf, deneme türünde yazdığı “Ölümcül Kimlikler”den sonra, bu kez de “Çivisi Çıkmış Dünya” kitabıyla tüm dünyada yankı uyandırdı. 

Yeni yüzyıla pusulasız girdiğimizin tespitiyle başlıyor kitap. Daha ilk başlarda, dünyanın hepten çivisinin çıktığını düşündüren kaygı verici olaylardan bahsederek entelektüel dünyanın, finans dünyasının, iklimin, jeopolitiğin ve etiğin çivisinin çıktığını örnekleriyle tespit ediyor.

Yaşadığımız yüzyılda herkesin kendisiyle özdeşleştirebileceği, aynı evrensel değerlerle bütün haline getirilen insanlık serüveninde, güçlü bir inancın rehberlik ettiği ve bütün kültürel çeşitliliklerimizle zenginleşecek bir uygarlık kurmayı başarabileceğimizi ya da ortaklaşa bir barbarlığın içinde yok olup gideceğimizi belirtiyor Maalouf.

Lübnan’lı, ancak yıllardır Paris’te yaşayan Maalouf, Ortadoğu ve Batı kültürünü çok iyi analiz ediyor. Batı’nın birçok alanda göz alıcı ilerlemeler kaydetmesine rağmen, kökenlerinin bulunduğu Arap aleminin bugün dibe vurmuş durumunu, evlatlarını, dostlarını ve tarihini utandırdığını içi acıyarak paylaşıyor bizlerle.

Maalouf’a göre, insanlığın ortak değerleri evrenseldir. İnsanlık, farklı öğelerden oluşsa da bir bütündür. Avrupa için başka, Afrika, Asya ya da İslam alemi için başka insan hakları yoktur. Yeryüzündeki hiçbir halk, kölelik, despotluk, zorbalık, cahillik, karanlıkçılık için ya da kadınların köle olması için yaratılmamıştır. Bu temel gerçeklik ne zaman inkar edilse, insanlığa ve kişinin kendisine ihanet edilmiş olur…

İnsanlar arasındaki çeşitliliğe daha çok saygı gösterildiği, her insanın seçtiği dilde kendini ifade edebildiği, inançlarının gereklerini huzur içinde yerine getirebildiği ve yetkililer ya da halk tarafından düşmanlıkla karşılanmadan, yerilmeden, serinkanlılıkla kökenlerini üstlenebildiği bir dünya;  ilerleyen, gelişen, yükselen bir dünyadır. Oysa Arap alemi, elli yıl önce, yüzyıl önce, hatta bin yıl önce hoşgördüğü şeyleri bugün artık hoş görmüyor. Bu anlamda, İslam aleminde çok ciddi bir geriye gidişin örneklerini veriyor Maalouf.

Batı’daki barbarlığın ise, hoşgörüsüzlük ve karanlıkçılıktan değil, kibir ve duyarsızlıktan kaynaklandığını örnekleriyle anlatıyor Maalouf. Reform ve Rönesans’ı yaşamış, aydınlanma çağını ve sanayi devrimini geride bırakmış Batı’nın sorunlarıyla, bu dönemleri henüz yaşamamış Ortadoğu’nun sorunları elbette aynı değil.

Son olarak, Amerikan ordusunun Antik Mezopotamya’da “lale tarlasındaki suaygırı” gibi yuvarlandığını, özgürlük, demokrasi, meşru müdafaa ve insan hakları adına insanların hırpalandığını, dayak yediğini ve öldürüldüklerini içi acıyarak paylaşıyor bizlerle.

Kitabını çok güzel temennilerle bitiriyor Maalouf. Yazara göre, bütün hastalıkları yenmek, yaşlanma sürecini yavaşlatmak, doğal ölümü on yıllarca, hatta yüzyıllarca uzatmak, insanları yoksulluktan ve cahillikten kurtararak; sanat, bilgi, kültür ve iç zenginliği sayesinde, onların uzayan yaşamlarını donatmalarını sağlamak hedeflerimiz olmalı bizler ve çocuklarımız için. Yurt sevgisi için yapılan bütün savaşlardan daha heyecan verici, en az gizemci deneyimler kadar ruhu coşturabilecek girişimler bunlar…

Elbette çok yeni şeyler söylemiyor Maalouf. Ancak, hepimizin günlük yaşamda hemen her gün yaşadığı, düşündüğü, çoğu kez es geçtiği durumlara ve tehlikelere dikkatimizi çekiyor…

Kitabın kaleme alındığı tarihlerde, Ortadoğu’da İslam adına kafa kesen, kadınları pazarda köle olarak satan, Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren ve Batı için, insanlık için ciddi tehdit oluşturan IŞİD gibi oluşumlar henüz yoktu. Yeni baskılar için kitap güncelleneceği zaman, Ortadoğu ve İslam aleminin görüntüsü daha da karanlık olacaktır.

Maalouf, Ortadoğu’ya ilişkin tespitlerini bugünkü Türkiye’mize uyarlasa, ülkemizde de geçen her gün bizi bir arada tutan çivilerin gevşediğini ve büyük bir kaosa doğru yuvarlandığımızı yazabilirdi.  Dünyada yalnızlaşan, içeride iç savaşın eşiğine gelen bir ülke durumuna gelmemizin nedenleri, Ortadoğu’daki koşullardan bağımsız değildir. Bu kadar kötü yönetim, kaderimiz olmamalı…

İnsanlık, böylesine üst düzey bir küresel bütünleşmenin damgasını vurduğu, evrimin bu ileri aşamasına vardıktan sonra, ya kendi kendini yok edecek ya da başkalaşacak Maalouf’a göre. Bizim de dileğimiz; kişisel ve bölgesel hırsların değil, insanın ve insanlığın merkeze alındığı, savaşın unutulduğu, barışın, sevginin ve hoşgörünün egemen olduğu bir dünyayı hep birlikte kurmak. Böyle bir ütopyayı hayata geçirmek, hâlâ mümkündür…

Av. Kemal AKKURT

Sosyal Demokrat Avukatlar

Derneği Başkanı

(kemalakkurt@hotmail.com)

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Yorum Yap

Kod Eşlem * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Vizyonda neler var?

Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir
ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.