ANKARA
Diğer Şehirleri Gör
SON DAKİKA

Anasayfa > İçimizden Biri > GEL GİZLİ GİZLİ

GEL GİZLİ GİZLİ
Son Güncellenme : 14 Eki 2017 10:59

Hafta sonu bir şeyler aramak için bodruma indim.  Orayı, burayı karıştırırken, unuttuğum, bir kenara bıraktığım kasetlerim, bir anda, eskimiş ve nemlenmiş kutudan dökülüverdi. Mahzuni Şerif, Neşet Ertaş, Ruhi Su, Arif Sağ ve Zülfi Livaneli bana ilk görünenlerdendi. Uzun yıllardan sonra elim ilk defa dokundu.  Havasız, hafif ışık altında, dizlerimin üzerine oturup, kasetlerin kapak resimlerini incelerken, zaman boşluğunda kaybolan gençliğim bir anda geri geliverdi. Hayat her şeyin değiştiğini, başkalaştığını ve geçici olduğunu gösterse de kazanımları unutturmuyordu. Sanki içimde gizli bir çekmece açılıyordu.  Gizli gizli dinleyip ağladığım, hayaller kurduğum, sazla çalmaya çalıştığım, duygusal yolculuğa çıktığım türküler yeniden canlanıyordu.  

Elimdeki kasette Mahzuni Şerif resmi vardı. Üzerinde “Gel gizli gizli” yazıyordu. Üniversite yıllarımdı. Finaller bitmiş, kasetçiden bu kaseti almıştım. Tesadüf müdür?  Bir süre sonra Ankara Kızılay’da yürürken Âşık Mahzuni ile karşılaştım. O cesaretli ve özenle seçilmiş sözlerin sahibine hayranlıkla baktım. Anladı, bana gönülden bir selam verdi.  İç dünyasını bizlere açan, coşkularına, sevinçlerine ve korkularına bizleri de katan bu güzel insanla karşılaşmak benim için unutulmaz bir anıydı. O akşam kaseti dinlerken, varlığını hep yanımda duydum.  Defalarca dinledim. Geriye sarıp sarıp, dinlediğim şu sözleri sorguladım. “… İnan ey cananım, belim büküldü. Farkına varmadım haydar ömrüm söküldü. Deprem yok da neden evim yıkıldı. Bu işte bir yaman El gizli gizli…” diyerek yaşadıklarını olduğu gibi korkusuzca duyuruyordu. Duygu ve düşünce adamıydı.  Benim gibi dinleyenlerini düşünmeye iten felsefi bir yanı vardı. Kendini yaratmaya adamıştı… Toplumun sessizliğini ve körlüğünü yenmek için çabalardı… Gizli gizli gönüllere cesaret yüklerdi…

Bu türkü;  yaşarken, yaşamın tadını duyamayan bir halk ozanının üzüntüsü müydü? Sevgisizlik miydi?  Yoksa gizli gizli gelen, devrimlerin altını oyan, karanlık güçlerin varlığı endişesi miydi?

Kaseti aldım, gizli gizli bağ evinin yolunu tuttum.   Kuzineli sobamı yaktım. Üzerine çaydanlığı koydum. Teybe kaseti koyarak yer minderine oturdum. Pencereden dışarıya bakarak,  geçmiş dediğim dünkü yaşamı bu türkü ile yeniden düşünmeye başladım. Bana güzellikler bırakan bu insanın sözleri ile birlikte yarım kalan anımı canlandırmaya ve anlamlandırmaya çalıştım.

Türkünün devamında Mahzuni, şu sözleri söylüyordu:Hey yolcu destursuz bağa girilmez. Kadir bilmeyene kıymet verilmez. Her sazın döşüne pençe vurulmaz. İncedir kırılır tel gizli gizli” Yoksunluklar, cezaevine girmeler, zorluklar O’nu bu sözleri söylemekten alıkoymuyordu…  Ülkesinde yaşanan çözümsüzlüğün, sevgisizliğin, dayatmaların ve kıymet bilmezliğin  “ birbirimizi gizliden gizliye yemekten” başka bir işe yaramayacağı endişesini yaşıyordu… Duyulmak, anlaşılmak ve birlikte canlanmak istiyordu…

Türküsünü şu sözlerle bitiriyordu: “Biçare Mahzuni yanar inlerim. Feryat eder feryadımı dinlerim. Dosttan ayrı düştüm geçmez günlerim. Dakikam içinde yıl gizli gizli.”


Bülent KAYA

Sosyal Hizmet Uzmanı

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Yorum Yap

Kod Eşlem * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Vizyonda neler var?

Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir
ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.