ANKARA
Diğer Şehirleri Gör
SON DAKİKA

Anasayfa > İçimizden Biri > KENDİMİZDEN KAÇIYORUZ

Son Güncellenme : 07 Şub 2013 21:37

          Kendimi işe verdiğim zaman unutuyorum…

          İçtiğimde rahatlıyorum…

          Hoca’ya dua okuttuğumda içimdeki sızı kalmıyor…

          Örgümü örüyor kafamı dağıtıyorum…

          Kendimi şiire verdim, alıp beni götürüyor uzaklara…

          Paran varsa itibar görüyorsun…

          Çalıştıkça kendimi unutuyorum…

          İnternet bambaşka bir dünya, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz…

bk

         Çoğunluğumuz kendini unutmak için bir çabanın içine giriyor. Bu çaba zamanla bizi bir şeylere bağımlı yapıyor. Bu bağımlılık o an için işimize yarıyor. Ama sonrası kötü oluyor. Tutarsızlıklarını ve hoşnutsuzluklarını beraberinde getiriyor. Örneğin Kulu’dan İsveç’e yeni giden birinin dil bilmemesine bağlı olarak başka birine bağımlı yaşaması ve bunu yaşam biçimine dönüştürmesi gibi.

         İnsanın kendi ile “yüzleşememesine” bağlı olarak “ bağımlı yaşam” ortaya çıkıyor. Sorunlarını anlamak ve engelleri aşmak için bir başkasının yardımına ihtiyaç duyuyor.  Yardımı isterken de bilinçli veya bilinçsiz davranış içerisine girebiliyor.. He ne şekilde yardım alırsa alsın kişi adım adım kendinden uzaklaşarak, var olan güçlerini zamanla yok ediyor. Bir nevi içindeki yaratıcılık ruhunu öldürmüş oluyor. Örneğin yapılan sosyal yardımlar projelere ve insan onurunu korumaya yönelik olmadığından dolayı insan ruhunu karartıyor. Her ay sosyal yardım almak için hiçbir şey yapmadan “Ne alabilirim” beklentisi içerisine giren birey çelişkili bir yaşama sürükleniyor. “Her ne kadar zor ya da sıkıcı olsa da buna katlanabilirim ve dayanabilirim”   yerine talepkar bir yaşamın seçerek,  “Amaan! Ben böyleyim.” demek, kendi durumumuzu kötüleştirmekten veya geçiştirmekten başka bir işe yaramıyor.

         Evet, yaşadığımız sorunlarda hep başkalarını aradık. Kendi bedenimizin, duygularımızın ve düşüncelerimizin farkına varamadık. Büyü, muska ve batıl inançlarla çözmeye çalıştık.  Mantıksız inançların peşinden koştuk.  Bol bol yakın çevremizden nasihatler aldık. Birilerinin peşinden koştuk ve yalvardık. Hatta Kulu’da bir zamanlar meşhur olan, Cinli Karı’ya giderek kafamızı bile karıştırdık. Bunları dinleyerek ve uygulayarak kendimizden hep kaçtık.  Sonucunda  “Davul birinin boynunda, tokmak bir başkasının elinde.” Atasözüne uygun, özgür olmayan yaşamlar sürdük.

         Kaçışlar bizleri güçsüz bıraktı…

        Kaçışlar bizleri toplumsal gerçeklerden soyutladı…

        Kaçışlar zamanımızı çaldı…

        Kaçışlar bizleri gerçeklikten uzaklaştırdı…

        Kaçışlar özgürlüğümüzü aldı…

          İnsan, kendi URL sorumluluğunu üstlenebilmeli ve yaşamdan soyutlamamalıdır. Pico Della Mirandola ne güzel söylemiş:  “Kendi iradene ve onuruna uygun şekilde özgür olasın diye, kendi yaratıcın olasın. Kendini inşa edebilesin diye,  ne ilahi, ne dünyevi, ne ölümlü, ne de ölümsüz yaratıldın. Kendi özgür iradene bağlı bir büyüme ve gelişme yetisi yalnızca sana verildi. Sen içinde, evrensel bir yaşamın tohumlarını taşıyorsun.”

         Saygılarımla.

         Bülent KAYA

                                                                                                         Sosyal Hizmet Uzmanı

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Yorum Yap

Kod Eşlem * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Vizyonda neler var?

Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir
ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.