ANKARA
Diğer Şehirleri Gör
SON DAKİKA

Anasayfa > İçimizden Biri > KIPIRTISIZLIK

KIPIRTISIZLIK
Son Güncellenme : 24 Ara 2016 10:25

Kar yağıyor. Çocuklar dışarıda neşe içinde oynuyorlar. Yeryüzü güne bembeyaz bir sayfa açıyor. Daha iyi bir gün, daha iyi bir yaşam istiyor. Kötü, çirkin ne varsa yok olsun diye karanlıkları örtüyor.  Ya biz? Işıl ışıl olan bu aydınlık, bizlerin karanlıklarını alıp götürüyor mu? Her şey yeniden kurulabilir diye umut veriyor mu? Sorular ve düşler hiç bitmiyor…  

 
Pencereden görünen çocuklar geçmişten sesler getiriyor… Karlarda dolaşmayı, soğuğa aldırış etmeden beyaz minderlerde güreşmeyi hatırlatıyor… Soğuğa rağmen yüreğimi dolduran tatlı ateşi yeniden içime getiriyor. Her atılan sevgi dolu kartopular yaşama sevincine dönüşen coşkuyu tekrar bana veriyor…

 

Anılar gelip gidiyor bir bir kar taneleriyle. Gözlerim çatı katının bir penceresine takılıyor… Beni gerilere,  kerpiçten yapılı tek odalı bir evin penceresine götürüyor. Bedenimi kıpırtısızlık sarıyor. Tıpkı o an gibi; Dedem yatakta yatıyor. Ben ise bembeyaz bir kar örtüsünün üzerine dökülen tezek yığınına bakıyorum.  Eleğe bağlı olan uzun bir ip tutuyorum… Sığırcıklar akasya ağacına doluşuyor… Bir kedi geçiyor, kızıyorum. Sadece ben ve sığırcıklar olsun istiyorum… Hiçbir şeyin kıpırdamamasını istiyorum. Sığırcıklar cesaret bulup bir bir yığına iniyor. Eleğin düşme alanı içine giren çıkan sığırcıkları izledikçe, heyecanlanıyorum. İstediğim çoğunluğa ulaşıyorum. İpi çektiğimle tuzağa doğru koşuyorum. Eleğin aralıklarından sığırcıkları izliyorum. Biraz önce cıvıl cıvıl, kıpır kıpır olan kuşları düşürdüğüm duruma bakıyorum.   Ayağa kalkıyorum. Farklı duygular yaşıyorum. Ne yapacağımı bilemiyorum… İçimde oluşan kıpırtısızlıkta  kendimi tanımaya çalışıyorum…                 

 
Dışarıda kar hızını kesmiyor. Karlar, yağmurlar, rüzgârlar ve insanlar; hepsi bir anı olarak bir an’ı karşımıza getiriyor. Yaşam budur işte diyor. Bir şeyleri çağrıştırıyor. Düşündürüyor. Duygusallaştırıyor… Ama yaşam da her zaman bilmediğin bir şeyi karşına çıkarıp sorgulatıyor. Sığırcıklara kurduğum tuzakta o “an” kendimle baş başa kalmam ve içimde fırtınalar koparmam gibi…

Çocuklar gitmişler. Etraflarına mutluluk saçan çocuklar yaratıcılıklarını ortaya koymuşlar; onların yaşamına müdahale etmeyen sevgi dolu bir kardan adam yapmışlar. Kıpırtısız duruyor. Ne kadar sürecek kıpırtısızlığı? Güneş yüzünü göstermeye başladığında o da erimeye başlayacak…  Hiçbir şey insanoğlu kadar kıpırtısız değil… Hele de ülkemizde. Yaşanan olumsuzluklara karşı hiçbir tepki yok… Bunda açlıkla, rahat bir yaşamla ve güçle bizleri kıpırtısız bırakan, hissiz liderlerin payı büyük… Ülkesine tuzak kuran ve insanları tuzağa düşürüp donuklaştıran dincilerin payı büyük…   Ama esas pay bizlerde; Olumsuz olayları kanıksadık… Kıpırtısız geçirilen her günde acı çekmeye devam ettik. Tükendik.  Ama bitmedik; çocuklar var…

 

Damlacıklardan oluşan ve buharlaşan pencere camını ellerimle siliyorum. Yeniden gelen çocukları izliyorum… Soğuk, kar demeden ve hiçbir uyarıya kulak asmadan kendiliğinden davranabilen çocuklara bayılıyorum. Neşe içinde karı kürümelerini seyrediyorum. Ne yapacaklar diye meraklanıyorum.  Kürüdükleri yere büyük bir kutu açtıklarını ve üzerine kuşlar için yem döktüklerini görüyorum. Yetişkinler gibi ruhu ve bedeni katılaşmayan çocukları izlemekten enerji alıyorum.  Şunu düşünüyorum; bizi biraz çocuklar yönetse…

 

Bülent KAYA 

Sosyal Hizmet Uzmanı

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Yorum Yap

Kod Eşlem * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Vizyonda neler var?

Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir
ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.