ANKARA
Diğer Şehirleri Gör
SON DAKİKA

Anasayfa > İçimizden Biri > KÖYÜMÜN HACER’İYDİ…

KÖYÜMÜN HACER’İYDİ…
Son Güncellenme : 27 May 2017 11:37

bulent-kaya

Daracık bir hastane odasında kızının başından ayrılmıyordu.   Annesi, her şeyin farkındaydı. Kızının çektiği acı ile bir oluyordu… Tetikteydi… Her an her şey olabilirdi. Gözlerine bakması çok zordu… Ellerine dokunuyordu… Ufacık kalmış omuzlarını kaldırıp, yastığını düzeltiyordu. Her dokunduğunda, bağırdığında, saçlarını okşadığında ve ağladığında sessizliğe gömülüyordu… İçi titriyordu…

Dört aydır, köylerinden ayrıydı. Kızı yumurtalık kanseriydi. Geç kalmışlardı.  Nasıl bir illetti ki, kısa süre içinde bütün bedenini küçültmüştü… Etrafına sönük sönük bakıyordu. Yüzü solgundu… Dudakları beyazdı… Ağızdan beslenemiyordu. Kendini biraz iyi hissettiğinde “Köye gidelim”, “Eve gidelim” diye bağırıyordu. Annesi hiçbir şey demediğinde sırtını dönüp küsüyordu… Moralsizdi.  Böyle yaptıkça annesinin yüreği eziliyordu. Sıkıntı basıyordu…

Köyü dört dolanan, herkesi bilen, herkesle konuşan kızı ölüyordu. Umut yoktu. Ne kötü bir şeydi…  Tek tesellisi telefonları susmuyordu. Her gün köyden birileri Hacer’in durumunu soruyordu. Annesi, çoğunu tanımıyordu… Şaşırıyordu.   Ne çok tanıyanı ve seveni vardı… Arayanlardan dua istemekten başka bir şey dilemiyordu… Ekonomik zorluklarına rağmen azla yetinmeyi biliyordu. Benden de sosyal yardım talebinde bulunmamıştı.  İki haftada iki kez görüştüğü bana, duygularını ve yaşadıklarını şu sözlerle ifade ediyordu:

“KÖYÜMÜN HACER’İYDİ. Herkesi yaktı… Köyü dolaşır, ne var ne yok gece yarılarına kadar “Şu şöyle olmuş bu böyle olmuş” diyerek bana duyduklarının hepsini anlatırdı. Hafif zihinsel engeli vardı… Çok konuşkandı. Susmazdı.  Şenlikliydi…  Bana çok bağlıydı. Giydiğim ayakkabıları bilirdi. Çardaklara ve merdiven başlarına bakardı.  Gittiği yerlerde ayakkabım varsa içeri girerdi. Yoksa beni buluncaya kadar gezerdi. Bulduğunda ortamı neşe içinde bırakır, beni eve götürürdü.  Beni bırakmazdı.  Yanımdaydı. Domatesleri, salatalıkları, biberleri toplar, bahçedeki otları yolardı…”

Odayı bir sessizlik aldı. Küçük bir pencereden süzülen ışık kesildi. Hacer’den kalanlar bunlardı. Yüreğini ezen anılardı…  Fatma Teyze’nin gözünden yaşlar süzüldü. Zar zor konuştu, “Götüremiyorum” dedi. Oysa ağızdan biraz beslenmeye başlasa, doktoru Hacer’i köyüne gönderecekti…  Bunu da kendisine söylemişti. Ama yiyemiyordu… Gücü yetmiyordu… Artık Hacer’in bir zamanlar severek yediği ve içtiği hiçbir şey gözünde yoktu… Her şey boştu… Annesi  “Ne istersen getireyim” sözüne, gözleri ile “Hayır” cevabını veriyordu…

Kalktım,  hiçbir şey söyleyemeden dışarı çıktım. Geçen haftadan görüştüğüm üç hastanın öldüğünü öğrendim.  Diğer hastalara gitmeden hastanenin karşısındaki çay ocağına yöneldim. Dışarıda hafif rüzgâr vardı. Serin esiyordu.  Çayımı yudumlarken Hacer’in yattığı odanın penceresine baktım. Pencere açıktı.  Düşündüm. Anlamsız geçen yaşama anlam KATANLAR Hacer’lerdi. Hayatı güzel kılan ve sevdiren, sıradan insanlardı… Bunlar köyün Hacer’iydi… Halkın siyasetçisiydi… Gönüllerin sanatçısıydı… Hayvan dostuydu…

Fatma Teyze, pencereyi kapattı. Bir anda içim burkuldu. Yüreğimde “ Gelecek hafta Hacer’i görebilecek miyim?” diye bir soru oluştu… Masama biri oturdu. Hasta yakınıydı. Annesinden konuştu… Sorular sordu. Hacer’i unutturdu.  Beklemek, bilmek, kopmak, unutmak ve bağlanmak hepsi, yaşamın kendisiydi…

                                                                                                         Bülent KAYA

                                                                                                  Sosyal Hizmet Uzmanı

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Yorum Yap

Kod Eşlem * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Vizyonda neler var?

Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir
ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.