ANKARA
Diğer Şehirleri Gör
SON DAKİKA

Anasayfa > İçimizden Biri > SEVMEYİ ÖĞRENMİŞLERDİ…

SEVMEYİ ÖĞRENMİŞLERDİ…
Son Güncellenme : 17 Haz 2017 10:17

bulent-kaya

İlk karşılaşmamızdı. Yatağına oturmuş, sanki kapıdan birilerinin gelmesini ister gibiydi.  Hafifçe kafasını kaldırdı, bembeyaz kısa saçlarının arasında ellerini gezdirdi. Bana baktı.  Konuşmak istedi. Zorlandı. Eliyle gel gel işareti yaptı. Oldukça yaşlıydı. Kanserdi. Bir şeylerin kendinden kopup gittiğinin farkındaydı. Bir şey mi isteyecekti? Yoksa bir şeyler mi anlatacaktı? Yitip giden zamanlarda hangi anısıyla beni bütünleştirecekti?   Yeniden bir şeyleri yaşayıp, yaşatacak mıydı?

Yanına gelenler oldu. Hal hatır sorup biri dışında hepsi gitti. Kalan oğluydu. Bir gün gelecek, yaşamın takvim yapraklarını, gelenler onsuz çevirecekti…  Veda zamanıydı. Her şey bitecekti. Oğluna kendimi tanıtmamla, kendisini tanıtmaya başladı. Sosyologdu. “ Bu hafta çıkacağız” dedi. Yüzünde sevinç ve hüzün karışımı bir duygu vardı. “Var olan durumdan hem hoşnutsuz hem de umut dolu olma” duygusunu iyi hissettiriyordu… Belli ki babasına hastalığını söylememişti.  Babasını göstererek “Bir dönemin çınarlarından, çok uğraş verdiler” dedi. Gurbetlik, bahçeli bir ev, eş, sekiz çocuk, bir iş, hep didişme ile geçen hayatını kısaca anlatıverdi.  Yaşadıklarına saygı duyuyordu. Bir dönemine, anlattıkları anılarına, paylaştığı mekânlarına tanıktı. Birlikte çok güzel zamanlar geçirmişti… Başlangıçlar yapmışlardı.

Oğlu beni göstererek  “ Bak baba Kululuymuş, bana anlattığın şu çocukluk anını anlatır mısın? ”  diye babasına sordu. Babası, başını bana çevirdi. Ciddi, ağırbaşlı duruyordu. Duraksadı. Yutkundu. Başı yere eğik bir şekilde kısık bir sesle anlatmaya başladı: “ Bir ilkbahar günüydü. 17-18 yaşlarındaydım. Ustam, ailesi ve ben iş için küçük bir kamyonetle Kulu’ya gittik. İşimizi bitirince kamyonetin kasasında Konya‘ya dönmek için yola koyulduk. Yolda yağmur başladı. Rüzgâr çıktı… Islandım, çok üşüdüm. Bunalımlı bir yolculuk oldu. Hastalandım. Bir ay yataklarda yattım. Ustama kırıldım. Bir şeylere yeniden başlamak için Almanya’ya gittim. Geri gelmek için çok çalıştım, çabaladım. Döndüm. Bir şeyleri kurmak için yeniden yeniden başladım.  Hayatı telaşla geçirdim. YAŞAMIN ÇEŞİTLİLİĞİNİ GÖREMEDİM. Şimdi telaşım kalmadı. Yolumu şaşırtan, alı kayan,  uzaklaştıran hırslarım,  çabalamam her şey bitti. Huzurluyum. Yaşadım bir şeyler işte! ”  Anılarında, anlattıklarında yaşam vardı.

Hayatının sorumluğu üstleniyordu. Yoruldu. Yatağına uzandı. O olgun görünen yaşlı insanın gözünden yaşlar geldi… Oğlu, yanağına düşen yaşları sildi. “Babam benim yaşama zenginliğim, ulu çınarım, özgürlüğüm.” dedi.  Birlikte gezdiği, gördüğü, eğlendiği anılardan bahsetti. Bir süre daha yanı başında, birlikte zaman geçirecekti… Hayat kısaydı… Mutsuzluğa yer yoktu…

Hastane odasında onlara huzur veren bir yalnızlıkları vardı… Baba ve oğul, var olan yaşam sıkıntılarını, yaşama sevgisine dönüştürmeyi biliyorlardı. Hayatı bütün olarak bakmayı anlamışlardı. Belki de son paylaşımlarıydı… Yitip giden iki dosttan birinin, diğerini geçici uğurlamasıydı… SEVMEYİ ÖĞRENMİŞLERDİ.  Artık ölüm onlara hiçbir şey yapamazdı…

 Babalar gününüz kutlu olsun…

Bülent KAYA

Sosyal Hizmet Uzmanı

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Yorum Yap

Kod Eşlem * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Vizyonda neler var?

Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir
ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.