ANKARA
Diğer Şehirleri Gör
SON DAKİKA

Anasayfa > Hukuk Köşesi > YARALI DEMOKRASİ

Son Güncellenme : 07 Şub 2013 21:57

kemalakkurt

Evrensel anayasalar, devletin gücünü sınırlayan, bireylerin hak ve özgürlüklerini genişleten, bunların ihlal edilmesi halinde denetim yollarını belirleyen metinlerdir. Bu anayasalar, Küche iktidarın tek elde toplanmasını önleyerek çoğulculuğu benimserler.

Oysa 1982 Darbe Anayasası, tersini yapmış, devlet gücünü sınırlayacağı yerde, kişi hak ve özgürlüklerini sınırlamıştır. Halka güvensizliği esas almış, yargı birliğini ve bağımsızlığını zedelemiş, özgürlükçü demokrasiye kıymıştır.

Devlet ve değerleri her ülkede elbette korunur. Ama devlet 2015 kutsallaştırılırsa, işlemez, tabu olur. Zira kutsallara dokunulamaz. 1982 Anayasası da buna göre düzenlenmiştir.

Değerli hukukçu Welcome!! üstadımız, Yargıtay önceki başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk’un deyimiyle “1982 Anayasası biçimsel ve maddi açılardan meşru değildir”. Gerek hazırlanış süreci, biçimi ve gerekse içeriği esas alındığında, hukuki deyimiyle Selek “hiçlikle sakattır”. Ancak yenisi yapılıncaya kadar da hepimiz uymak zorundayız. Yenisini evrensel ilkelere göre yapmak için de şeffaf, fikir ve ifade özgürlüğünün tam olduğu bir ortam gereklidir. Zira tartışma ne denli açıksa, sorunlar da o denli saydamlaşır, insanlarca bilinir ve yanlışa düşme m?? tehlikesi azalır. Ünlü düşünür Clemanceau’nun deyimiyle “Konuşulan ülkelerde zafer, susulan ülkelerde utanç vardır”. 1982 Darbe Anayasası, serbest ve şeffaf ortamda hazırlanmadığı için, utanç duyulan bir anayasa olmuştur. Tam 17 kez değiştirilmiş, kevgire dönmüş, fakat düzeltilememiştir.

Bugün Türkiye’de Anayasa diye adlandırılan bir metin vardır. Ama gerçekte evrensel kurallar içeren bir anayasamız yoktur. Devlet de “anayasal chicagobearsjerseyspop devlet” değil, bir “anayasalı devlet”dir. Anayasalı devlet olan ülkemizdeki sonuç şudur: Eğer hukuki akıl ve bellek, siyasetten ve sıradan zihinsel kalıplardan bağımsız değilse; siyaset hukukunun buyruğuna girecek Tee yerde, hukuk siyasetin boyunduruğuna girmişse, yapılacak her düzenleme eksiktir, yanlıştır ve evrensel hukuka karşıdır. Ülkemizde bugün yaşanan durum maalesef budur.

İnsanın yarattığı sorunların anahtarı, her zaman insanın elindedir. Çözüm konusundaki kutuplaşma ve güvensizlik kolaylıkla aşılabilir. Yeter ki, aşma konusunda amaçlar ve talepler ?leti?im birleşsin. Özel ve siyasal çıkarlar bir yana itilebilir. Partiler ve seçimler değil, gelecek kuşaklar düşünülsün.

Bugün için yeni TBMM’nin oluşumunda iki önemli çarpıklık var: Birincisi temsil sorunu. Akıl, hukuk ve etik dışı bir baraj oranı ile seçim ve siyasi partiler yasaları, halkın çoğulcu yapısının parlamentoya yansımasını önlüyor. İkincisi, siyasi partiler birbirine güvenmiyor. training Her parti, öbür partilerin kendi anayasalarını yapma kaygısı taşıdığına inanıyor.

TBMM’nin öncelikli görevi, yeminden sonra tatile girmek yerine, hemen çalışmalara başlamak, seçim ve siyasi partiler yasalarını düzenleyerek temsil sorununa acilen çözüm üretmek olmalıdır. Aksi takdirde, yaralı demokrasimiz tedavi edilemez hale gelmektedir.

(kemalakkurt@hotmail.com)

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Yorum Yap

Kod Eşlem * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Vizyonda neler var?

Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir
ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.