ANKARA
Diğer Şehirleri Gör
SON DAKİKA

Anasayfa > İçimizden Biri > YAŞAMIN YERİ…

YAŞAMIN YERİ…
Son Güncellenme : 30 Ara 2017 9:52

Hafif bir yağmur akşamında insanlar işten çıkıyordu. Telaş içinde herkes gideceği yolu seçerek birbirinden ayrılıyordu. Otobüsler, arabalar ve sokaklar, bir bir insanları eritiyordu. Geçmişteki gibi caddelerde ve sokaklarda ayaküstü konuşanlar yoktu… Her gün aynıydı. Alışılmış yaşantılar hızla yaşanıp bitiyordu. Eve gidilip bir kez daha pardösüler çıkarılıp, bir kez daha yemekler yenip gün bitirilecekti… Günler hayalsiz, umutsuz, heyecansız ve öylesine geçirilen günlere dönüşmüştü… Dostlardan, arkadaşlardan ve yaşadığın çevreden kopuk olmak, insanlara can sıkıntısından ve yorgunluktan başka bir şey vermiyordu…

Yaşam böyle tek düze akıp giderken evime giden sokaktan bir kez daha yürümeye başladım. İki kişi önümde yürüyordu. Her ikisinin yüzü de somurtkandı ve uzun boylulardı. Renkleri soluktu. Pardösüsü uzun olan diğerine, biraz ilerisinde duran kır saçlı, zeytin gözlü yaşlı kadını göstererek “ Şaşırtmış, kafayı yemiş bu kadın” diyordu. Yanındaki ise; “ Ya arabasını gördün mü? İçerisi yemek artıklarıyla dolu, leş gibi kokuyor.” Diyerek, alaycı bir şekilde konuşmalarını sürdürüyorlardı:

Birisi, “Biz nelerle uğraşıyoruz, kadın nelerle uğraşıyor. Bu yaşta yaptığı şeylere bak…” Diğeri ise; “Zamanını boş işlerle değerlendiriyor. Git hayatını doğru dürüst yaşa…” diyordu.

Nasıl yaşıyorsa?

Her gün olmasa da bu kadınla ilgili yukarıdaki sözlere benzer sözler sıklıkla söyleniyordu. İş çıkışı bunlara zaman zaman şahit oluyordum. Kadın ise kır saçlarını dalgalandıra dalgalandıra lokantalardan yiyecek artıklarını topluyordu. Zeytin gözlerini yabancı bakışlardan saklamak için sadece yaptığı işe odaklanıyordu. Belki de bu ve buna benzer sözleri duymamak için etrafından gelip geçenlere aldırış etmiyordu. Birkaç lokanta çalışanı, tarihi geçmiş ayranları küçük arabasına yüklüyordu. Arabası doluydu… Bu yiyecekler birçok köpeği ve kediyi doyururdu. Acaba buraya gelene kadar kaç lokanta gezmişti? Aldıklarını nerelerde dağıtacaktı? Hiç kimse arabasını böyle kullanmazdı… Hele de biraz önce patavatsızca konuşan lacivert takımlı, kravatlı rengi soluk adamlar, arabalarına hiç kıyamazlardı…

Yaşamın sürmesini engelleyen, cansızlaştıran ve paylaşmasını bilmeyen insanlar, son yıllarda ne kadar da çok çoğalmıştı… Bu kadın öyle değildi, yaşamaya devam ediyordu: Kokudan etkilenmemek için maskesini takarak arabasına bindi. İçeride biraz durdu. Düşünceliydi. Yüzünde anlamlar yüklüydü. Tekrar indi. Maskesini çıkardı. Biraz ileride avlu duvarının üstünde bir sürü kedi duruyordu. Hepsi de hiç sokak kedilerine benzemiyordu. Bakımlıydı. Onu görünce hepsi hareketlendi. Avlunun duvarının önünde duran levhada “ Buraya çöp atmak yasak” yazılıydı. Daha önce bu yazı yoktu. Belki de bu yazıyı düşünmüştü… Yazıya aldırış etmedi. Cesaret gösterdi. Plastik bir tabakla yemek artıklarını kedilere verdi. Biraz başlarında bekledi. Gözlerinde, hareketlerinde dostluk vardı… Kedilerden birinin sırtını okşadı. Hepsini hayranlıkla inceliyordu. Bu hayvanlarla ruhunun güzelliği daha da açığa çıkıyordu. Yine hiç kimseye bakmadan arabasına doğru yöneldi. Kediler bir süre peşini bırakmadı. Onlara doğru döndü ve yüzünde hafif bir gülümseme oluştu. Sonra “Sadece siz yoksunuz yaşamımda” der gibi arabasına binip diğer dostlarına yöneldi…

Zaman hayatın kendisiydi. Bir yerlere gelmesi, para kazanması ve bir şeylere sahip olması umurunda değildi. Rengi soluk adamlar gibi olamazdı… Michael Ende’ nin dediği gibi yaşamının yeri yürekti…

Bülent KAYA
Sosyal Hizmet Uzmanı

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Yorum Yap

Kod Eşlem * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Bu Haberler Dikkatinizi Çekebilir

Vizyonda neler var?

Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir
ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.